T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü Şanlıurfa Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

T.C. Sağlık Bakanlığı
Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü Şanlıurfa Eğitim Ve Araştırma Hastanesi

Facebook Twitter Google Plus Linkedin

Diyaliz Ünitesi

Güncelleme Tarihi: 28/05/2019

      Diyaliz Ünitemiz hastanemiz zemin katında ana koridorda bulunmaktadır.  Ünitemizde sabah, öğlen ve akşam günde 3 seans Hemodiyaliz işlemi alanında uzman ve sertifikalı personellerimiz tarafından yapılmaktadır.  Acil hastalar için 24 saat hizmet verilmektedir. Ünitemiz,  hasta bekleme salonu, Hemodiyaliz salonu, Periton Diyalizi odası, hemşire ve doktor odasından oluşmaktadır. 14+1(Yedek) Hemodiyaliz makinesi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi Hepatit B, bir tanesi Hepatit C ve bir tanesi de Hepatit C RNA(-) makinesidir. Hepatit B ve Hepatit C hastalarımız izole odalarda Hemodiyalize alınmaktadır. Ünitemizde hastalarımıza hizmet vermek üzere Psikolog ve Diyetisyen de bulunmaktadır. Hastanemize ulaşımda sıkıntı yaşayan hastalarımız için nakil aracı bulunmaktadır.

  • Diyaliz Ünitesi Giriş
  • Bekleme Salonu
  • Hemşire Deski
  • Hemodiyaliz Salonu 1
  • Hemodiyaliz Salonu 2
  • HepB izole Oda
  • HepC İzole Oda
  • Periton Odası

HEMODİYALİZ NEDİR?

Hemodiyaliz, böbrek yetersizliği nedeniyle vücutta birikmiş olan üre, kreatinin, potasyum, fosfor gibi çeşitli zararlı ürünlerin ve suyun , vücut dışında yer alan yarı geçirgen bir membran (zar) yardımıyla, kandan temizlenmesi işlemidir.

Yeterli Diyaliz Nedir ?

Hemodiyaliz yeterliliği her şeyden önce hastanın hiç bir şikayetinin olmaması, kendini iyi hissetmesidir. Hastanın iştahının iyi olması, hatta kilosunun artması diyalizin yeterli olduğunu düşündürür. Ayrıca hastanın hipertansiyonunun olmaması, hematokritin (kan sayımının) %30'un üzerinde olması, kan fosfor düzeyinin 5.5 mg/dl'nin altında olması, beslenmenin ölçüsü olarak serum albumin ve kolesterol düzeylerinin normal olması diyalizinin yeterli olduğunu gösterir. Ayrıca ;diyaliz giriş ve çıkış üre değerleri ölçülüp, matematiksel formüllere diyalizin yeterliliği ölçülmeli ve aylık olarak takip edilmelidir.

Böbrek  Neredeyse Yeri Doldurulamaz Bir Organ!

İnsan böbrekleri hayati bir görevi yerine getiren etkileyici bir tasarıma sahip küçük biyolojik mucizelerdir. Bu ikiz organların ciddi bir süre yetersizlik göstermesi veya iflası yaşamı tehdit edebilir. Böbrek hastalarını tedavi etme ancak 1960'larda hemodiyaliz rutin hale geldiğinde bir başarı hikayesi haline geldi. Şimdi, teknolojik mükemmelliğin yardımıyla, diyaliz giderek artan sayıda böbrek hastası için belirli bir yaşam kalitesini ve daha uzun ömür beklentisini garanti ediyor.

Sağlıklı Böbrekler Neyi Yerine Getirir?

Böbrekler vücudun metabolik süreçlerinin önemli bir parçasıdır. İdrarı toplar ve idrar yolu vasıtasıyla atarlar. İdrarın yanı sıra, metabolik süreçlerden oluşan aşırı su ve toksinler bir süzgeçten geçer gibi vücuttan atılır. Ayrıca, kanda aşırı asitliği önlemek için asit-baz dengesini düzenler. Böbrekler aynı zamanda hormon üreterek kan basıncını düzenleme gibi önemli bir fonksiyona da sahiptir. Eritropoetin gibi böbrek üstü bezi hormonları kemik iliğindeki kan hücrelerinin üretimini kontrol eder. Böbrekler aynı zamanda kandaki kalsiyum miktarına ve D vitamini üretimine etki eder. Bu vitamine kemiklerin stabilitesini sağlamaya yardım eden mineralizasyonda ihtiyaç duyulur. Böbrek fonksiyonlarının çeşitliliği kolaylıkla görülmektedir. Böbrekler iki tanedir ve yetişkinlerde her bir böbrek yaklaşık 11 santimetre uzunluğunda ve 160 gram ağırlığındadır.

Böbrek Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Böbrek hastalıklarının nedenleri farklı olabilir. Çeşitli enfeksiyonlar (glomerulonefrit) böbrek dokusunda çoğunlukla kalıcı hasar bırakır. Hatta yaygın bir hastalık olan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), böbreklere ciddi hasarlar verebilir. Altta yatan bir diyabet çoğu kez böbrek hastalığına neden olabilir ve bazı ilaçların aşırı alınması da uzun süreli böbrek fonksiyonunu azaltabilir. Polikistik böbrek hastalığı gibi doğuştan gelen çeşitli diğer nedenler de bulunmaktadır. Birçok böbrek hastalığı sessizce gelişir ve uzun yıllar fark edilmez. Bu nedenle, bazı kronik böbrek hastaları, hastalığın geç bir aşamasına kadar bir uzmana (nefrolog) danışmazlar. Nadiren de olsa, bazı vakalar birkaç gün veya hafta içerisinde hızla gelişerek akut böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Böbrek Hastalığının Etkileri Nelerdir?

• Böbrekler görevlerini yeterli ölçüde yerine getiremediklerinde tüm organizmanın işlevsel etkinliği bundan etkilenir. Böbreğin "süzgeci" arızalı olduğunda, idrara çok fazla protein salınacaktır. Ayrıca, bu durum bacaklarda veya akciğerlerde ödemlere (su toplanması) yol açar.

• Çoğu durumda da çok az toksin atılır. Birikmeleri durumunda bu toksinler diğer organlara zarar verebilir. Sindirim yolundaki bozukluklar, kanayan mide ülserleri kadar aşırı olabilir. Zehirlenme, kalp ritmi bozuklukları veya perikardiyum (kalbi saran zar) enfeksiyonuna yol açabilir. Hatta sinir sisteminde anormal değişiklikler gözlenebilir.

• Birçok hastada hormonal düzenin bozulması nedeniyle kan basıncında önemli bir artış görülebilir. Kan basıncını düşürmek için kesinlikle tıbbi müdahale gereklidir.

• Hastalığın ilerleyen aşamasında, kemiklerin dekalsifikasyonu başlar ve kan hücresi üretim işlevinin bozulması anemiye yol açar. Yetersiz idrar atılmasına bağlı olarak, vücut çok fazla su tutar.

Böbrek Yetmezliği Tedavisinde Neler Hedeflenir?

Klirens olarak da bilinen, böbreğin çalışması % 15'ten daha fazla azalırsa, tehlikeli sonuçları olan komplikasyonlar beklenebilir. Doktorlar, kan zehirlenmesinin bu aşamasını üremi olarak adlandırır. Uzun süre tedavi edilmezse ölüme yol açar. İlerlemiş böbrek yetmezliğinin tedavisinde, doktorlar ilk olarak üreminin yol açtığı yaşamı tehdit eden komplikasyonları önlemeye çalışırken uzun süreli hedef ise günlük sosyal yaşam ve iş yaşamında normal işleyişe olanak sağlayarak hastanın sağlığının tamamen normale döndürülmesidir. Ciddi şekilde hasar gören böbrekler, yalnızca organın hayati işlevlerinin uygun bir tedavi ile - böbrek replasman tedavisi - değiştirilmesiyle tedavi edilebilir.

Böbrek Replasman Tedavisi İçin Ne Gibi Fırsatlar Mevcuttur?

Böbrek replasmanının en iyi ve en kapsamlı şekli sağlıklı bir donör böbreğinin başarılı şekilde naklidir. Ancak, tüm dünyada yeterli miktarda organ bağışı mevcut değildir. Bazen, önemli tıbbi veya kişisel nedenler de böbrek naklini imkansız kılabilir. Kronik böbrek yetmezliği bu nedenle en azından geçici bir süre için "yapay bir böbrek" kullanılarak tedaviyi gerektirir. Bu tedavi "diyaliz" olarak bilinmektedir.

Diyaliz tedavisinin çeşitli tiplerinin etkililiği kanıtlanmıştır. Gerçek bir "yapay böbrek" kullanıldığında bir filtre, hemodiyaliz olarak adlandırılan bir işlemle kanı temizler. Ancak periton ya da karın zarı, aynı zamanda doğal bir filtre olarak mevcuttur. Periton diyalizinde kullanılır.

Hemodiyaliz

Hemodiyaliz sırasında, hastanın kanı vücudun dışında bir filtreden geçer ve hastaya geri verilir. Filtre membranındaki küçük gözenekler toksinleri süzerken, proteinler gibi hayati bileşenler kanda bırakılır. Fazla su da bu küçük gözeneklerden atılabilir. İşlem, bir kan pompası ve güvenliği sağlayan sistemler ile donatılmış bir diyaliz makinesi ile kontrol edilir. Aynı zamanda makine, tedavi sırasında kan pıhtılaşmasını önlemek için Heparin gibi ilaçlar uygulayabilir.

Hemodiyaliz için, kan damardan, tercihen hastanın alt kolundan alınır. Diyalizi gerçekleştirmek için tedavide yeterli kanın bulunmasını sağlamak üzere, ön kol damarını hazırlamak için küçük bir operasyon gerçekleştirilir. Daha yüksek basınç ve daha hızlı kan akışına olanak sağlamak için toplardamar ve atardamar arasında bir bypass yapılır. Bu bypass "şant" olarak bilinmektedir. Şant prosedürü için uygun kan damarı kullanılamazsa, daha geniş kan damarlarından birine bir kateter yerleştirilebilir.

Tedavide kullanılacak çeşitli yöntemler mevcuttur. Diyaliz tedavisi bir klinikte veya evde uygulanabilir.

Bir klinikte diyaliz genellikle haftada üç kez gerçekleştirilir ve dört-beş saat sürer. Hastalar evden kliniğe gelirler. Deneyimli doktorlar ve eğitimli tedavi personeli tüm tedavi boyunca hastayla ilgilenir. Diyaliz tedavisi alınmazken, hastalar normal günlük yaşamlarını sürdürür.

Hastaların durumu uygun olduğu takdirde, evde kendilerine hemodiyaliz uygulayabilirler. Hasta ve genellikle bir yakını birlikte bir eğitim merkezinde kendine diyaliz uygulamayı öğrenir. Bu tedavi şekli hastanın profesyonel ve sosyal yaşamı için bir bağımsızlık sunar.

HEMODİYALİZ VE BESLENME

Beslenme

Yenilebilen bitki ve hayvan dokuları besin olarak tanımlanır. Besinler organik ve inorganik öğelerden oluşmuşlardır ve bunlara besin öğesi denir.

İşte insan bedeninin çalışabilmesi için gerekli olan besin öğelerinin belirli biçimlerde ve dengeli bir şekilde alınmasına beslenme diyoruz. Hayatımızı sürdürebilmek için değişik besinleri uygun miktarlarda almak zorundayız.

Bu besinler ile vücudumuzun büyümesi, gelişmesi ve organların sağlıklı çalışması için gerekli enerjiyi sağlarız.

Hemodiyalizde Beslenmenin Amacı ve Önemi

Hemodiyalize giren hastalarda diyet; hasta için hayati önemi olan bir tedavidir.

Hastaların birçoğunda kronik böbrek yetmezliğinden kalan alışkanlıklara ve yetersiz protein alımına bağlı enerji –protein malnütrusyonu vardır ki buda önemli bir beslenme yetersizliğidir.

Morbite ve mortaliteyi etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Bu yüzden hastalara iyi bir beslenme eğitimi verilmesi şarttır.

Hemodiyaliz, hastanın yaşam düzenini bozduğundan buna alışamayan hastalarda psikolojik, ekonomik ve psiko-sosyal bozukluklar ve buna bağlı olarak depresyon ve aneroksiya görülebilir.

Amacına gelince de hastada sıvı ve elektrolit bozukluklarının artmasını ve üremi semptomlarının fazlalaşmasını engelleyerek daha rahat bir yaşam sağlamaktır.

Çünkü diyete olan uyumsuzluk hastalarda ciddi elektrolit dengesizliklerine ve dolayısıyla da ölümle sonuçlanan üzücü durumlara yol açmaktadır.

Diyet tedavisini kısa ve uzun dönemli etkileri olarak iki kısımda düşünebiliriz.

1. Kısa dönemde temel amaç yüksek potasyum, fosfor ve sodyum ihtiva eden besinlerin alınması sonucunda ortaya çıkabilecek komplikasyonları engellemek için hastaları bu besinler hakkında bilgilendirmek.

2. Uzun dönemde ise yetersiz protein alımı ve diyalizdeki kayıplar sonucunda gelişebilecek malnütrüsyonun ve uzun dönemdeki hiperfosfotemi sonucunda oluşacak renal osteodistrofinin önlenmesini sağlamaktır.


PERİTON DİYALİZİ

Periton; karın boşluğunda bulunan, karın duvarı ve organları saran bir zardır:

Periton Diyalizi, karın boşluğuna küçük bir ameliyat ile yerleştirilen, ince, yumuşak, silikondan yapılmış kalıcı bîr tüp (kateter) aracılığı ile yapılır.  


Periton Diyalizi iki şekilde uygulanır: 


1- SAPD (Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi):
  

Hastanın vücut yapısına göre çocuklarda 100 - 1000 mL, yetişkin insanlarda 2000 - 2500 mL, kadar özel periton diyaliz solüsyonu karın boşluğuna verilir. Vücuda verilen solüsyon 4-6 saat kadar karın boşluğunda kaldıktan sonra yeni solüsyonla değiştirilir. Bu zaman süresince kanda bulunan üre, kreatinin gibi atık maddeler ve vücutta bulunan fazla sıvı, diyaliz solüsyonuna geçer. Karın boşluğuna diyaliz sıvısının verilmesi ve boşaltılması, yer çekimi ile gerçekleştirilir. Bu işleme "Diyaliz Torba Değiştirme İşlemi" denir. Diyaliz işlemi hasta tarafından günde 4-5 kez yapılır. Bu şekilde uygulanan periton diyalizine SAPD (Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi) denir. 

2. APD (Aletli Periton Diyalizi):


Evde makina aracılığı ile uygulanan periton diyalizi işlemine APD (Aletli Periton Diyalizi) denir. Bu tedavi biçiminde, hasta yatmadan önce set ve solüsyon torbalarını periton diyalizi makinasına yerleştirir ve maki-nasını önerildiği şekilde programlar. Kişi uyurken gece boyunca (8-10 saat), makina karın boşluğuna diyaliz sıvısını verir, bekletir ve boşaltır. Kişinin durumuna göre tedavide değişiklik yapılabilir. 


 

PERİTON DİYALİZİNİN İYİ YÖNLERİ

* Hasta,periton diyalizi hemşiresi tarafından eğitimi verildikten sonra tedavisini kendi başına yapabilir, hastaneye bağımlılığı azalır 
* Gıda ve sıvı alımı daha serbesttir. 
* Tansiyon kontrolü daha iyi sağlanabilmektedir. 
* Hemodiyalizde olduğu gibi kan kaybı görülmez. 
* Eğitimi basit ve süresi kısadır. 
* Kalp ve damar sistemine yüklenme az olduğundan, özellikle yaşlı hastalarda ve çocuklarda tercih edilen bir tedavi şeklidir. 
* Periton Diyalizi, hastanın günlük yaşantısına devamını sağlar (okul, iş, seyahat, tatil) 


PERİTON DİYALİZİNİN SAKINCALI YÖNLERİ

* SAPD' (Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi) de günde 4-5 değişim yapmak gerekir. 
* Protein kaybı olabilmektedir. 
* Hastanın karnında sürekli bir kateter kalmaktadır. 
* APD'de hasta gece boyunca makineye bağlı kalmaktadır. 
* Enfeksiyon riski vardır 
-Katetere bağlı enfeksiyonlar 
-Peritonit (karın içi zarın iltihabı) 


PERİTON DİYALİZİ KATETERİNİN TAKILMASI

PD (Periton Diyalizi); karın boşluğuna yerleştirilen, kateter adını verdiğimiz silikon bir tüp ve karın boşluğuna verilen özel solüsyon aracılığı ile yapılan bir diyaliz yöntemidir. 
Kateter takılmadan önce : 
* Kateter temini için reçete yazılır 
* Kateterin takılması için randevu verilir  


KATETER NEDİR?

Kateterlerin uzunlukları kişinin beden yapısına göre farklı uzunlukta olup, karın boşluğunda kalan kısmı sıvı alış - verişini daha kolay sağlamak için deliklidir. 
Karın boşluğunda tahrişi önlemek için uç kısmı kıvrıktır. 
Üzerinde kateteri sabitleyen, çıkmasını önleyen iki tane keçe vardır. 

Kateter yerleştirilmesinden önce
* Antibakteriyel sabunla, banyo yapılmalıdır. 
* Karın bölgesindeki kıllar varsa temizlenmelidir. 
* Lavman kullanılarak barsaklar boşaltılmalıdır. 
* Kateter yerleştirilmeden önce idrar varsa mesane boşaltılmalıdır. 

Hastanın durumuna göre hangi yöntemin kullanılacağına diyaliz merkezince karar verilir. 

Kateter yerleştirildikten sonra, kateterin karın içindeki yerini belirlemek için kontrol filmi istenir. 
Kateter takıldıktan sonra yaranın daha sağlıklı iyileşebilmesi için 4-7 gün süreyle pansuman açılmamalıdır (kanama ıslaklık vs. yoksa). 
İlk pansuman mutlaka diyaliz hemşiresi tarafından yapılmalıdır. 
Genellikle kateter takıldıktan 3 hafta sonra diyalize başlanır. Bu süre içinde hastanın eğitimi tamamlanmış olur. 
Gerekli durumlarda diyalize başlama süresi kısalabilir veya uzayabilir. 


KATETER ÇIKIŞ YERİ

Kateterin vücuttan çıktığı bölgeye kateter çıkış yeri, kateterin deri altından geçen kısmına da tünel adı verilir. 


KATETER ÇIKIŞ YERİ BAKIMI

Kateter takıldıktan sonra kateter çıkış yeri pansumanı düzenli yapılmalıdır. 
* Kateter çıkış yerinin günlük bakımı merkezinizin önerdiği şekilde yapılmalıdır. 
* Pansuman sırasında enfeksiyon belirtileri olan kızarıklık, ağrı, şişlik, akıntı ve sıvı sızması gibi problemler göz ardı edilmemelidir.  

Bu problemler kateter çıkış yerinde mikropların varlığını gösterir. Bu belirtilerin biri veya birkaçı ile karşılaşıldığında diyaliz merkezi ile iletişim kurulmalıdır. Bu problemleri çözmekte geç kalınırsa mikroplar kateter çıkış yerinden içeriye doğru ilerleyerek tünele ulaşır, bu durum kateterin çıkartılmasına neden olabilir. 
İyi bir kateter çıkış yeri için, kateterin vücut dışında kalan kısmının hareketliliği engellenmelidir. 
Kateter çıkış yerindeki deri ve deri altındaki kısım bir süre sonra kateteri sararak kateterle derinin bütünleşmesini sağlar. Eğer kateterin hareketliliği önlenmezse bütünleşme sağlanamaz, mikropların kolayca yerleşip iltihap oluşturabilecekleri bir ortam meydana gelir.  

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER


* Pansuman sırasında mutlaka maske kullanılmalıdır. 
* Her zaman katetere dokunmadan önce eller iyice yıkanmalıdır. 
* Kateter asla cekilmemeli ve bükülmemelidir. 
* Kateterin yakınlarında makas ve iğne kullanılmamalıdır. 
* Banyo duş şeklinde yapılmalı, banyo sonrası kateter çıkış yeri iyice kurulanıp pansuman yenilenmelidir. 
* Denize girerken kateter çıkış yeri, merkezin önerdiği su geçirmeyen bir bantla kapatılmalıdır. 
* Kateter çıkış yerinde kabuklanma olduğunda koparılmamalıdır. Oksijenli suyla yumuşatılarak silinmelidir. 
* Kateter delinirse delik kapatılmaya çalışılmadan, delik kısmın altından klemplenip hemen diyaliz merkezine gidilmelidir. 
* Kişisel temizlik kurallarına uyulmalı, iç çamaşırlar her gün değiştirilmeli ve çok sıkı giysiler giyilmemelidir. 
* Kateter çıkış yerinde mikropların neden olduğu problemlerde önerilen ilaçlar düzenli alınmalıdır. Kontrol tarihlerinde mutlaka diyaliz merkezine gidilmelidir. 
* Kateter mutlaka iyi bir şekilde tesbit edilmelidir.  


PERİTON DİYALİZİ ORTAMI NASIL OLMALIDIR?

PD (Periton Diyalizi) tedavisinin bütün aşamalarında temizlik (hijyen) kurallarına dikkat edilmelidir. Bu şekilde enfeksiyon riski en aza indirilebilir. Temiz teknik kullanılmasının amacı diyaliz işlemi sırasında temas edilen bütün yüzeylerdeki mikrop ve bakterileri uzaklaştırmaktır. 

Ortamın özellikleri nasıl olmalıdır?
* Aydınlanma ve havalandırmanın iyi sağlanabildiği, güneş gören bir oda olmalıdır. 
* Diyaliz süresince kapı ve pencereler kapalı olmalıdır. 
* Odada kullanılmayan eşyalar bulundurulmamalıdır. 
* Diyaliz süresince oda başka amaçlarla kullanılmamalıdır. 
* Diyaliz sırasında odada başka birileri bulunmamalıdır. (Çocuk hastalar ve kendi diyalizini gerçekleştiremeyen hastalar hariç) 
* Uygun yükseklikte çizilmeyen, temizliği kolay sağlanabilen bir masa bulunmalıdır. 
* Hareket ettirilebilir ve silinebilir bir sandalye bulunmalıdır. 
* Silinebilir bir askı bulunmalıdır. 
* Hareketli ve temizlenebilir bir çöp kutusu bulunmalıdır. 
* Atıklar uygun şekilde imha edilmelidir 
* Diyaliz odası temizlenmeli, havalandırıldıktan sonra kapı-pencere kapatılmalı ve toz alınmalıdır. 

Bu ortamda kişi; 
* Rahat ve vücuda uygun temiz giysiler giymeli, 
* Eldeki takılar (saat, yüzük, bilezik) çıkartılmalı, 
* Kollar dirseklere kadar açık olmalı, 
* Tırnaklar kısa ve temiz olmalı, 
* Saçlar toplanmalı, 
* Maske kullanmalıdır. 


PERİTON DİYALİZİ UYGULAMASINDA HİJYEN NEDEN ÖNEMLİDİR?

* Periton Diyalizinde hijyen (temiz teknik) kurallarına dikkat edilirse diyaliz tedavisi daha sağlıklı ve uzun süreli uygulanır. 
* Hijyen; fiziksel sağlığın ve bedensel bütünlüğün devamı için uygun temizlik alışkanlığıdır. 
* Hijyen, kateter çıkış yeri enfeksiyonu, tünel enfeksiyonu ve peritonit gibi diyalizin ömrünü kısaltan enfeksiyonlardan korunmak için ve sağlıklı diyalizin devamında önemli yer tutar. 

Temiz Teknik Denilince Neleri Anlıyoruz?


* Diyaliz yapılan odanın temizliğine dikkat edilmelidir. Diyaliz yapılan oda her gün temizlenmeli, havalandırılmalı, camlar kapatıldıktan sonra toz alınmalıdır. 
* Diyaliz yapılan odada fazla eşya olmamalıdır. 
* Diyaliz sırasında kapı ve pencere kapalı olmalıdır. 
* Diyaliz sırasında odada evcil hayvanların bulunması sakıncalıdır. 
* Diyaliz malzemelerinin konulduğu masanın temizliğine dikkat edilmelidir. 
* Diyaliz sırasında odada başka kimse bulunmamalıdır. 
* Her diyaliz uygulamasından önce eller mutlaka en az 3 dakika süreyle ve tekniğe uygun biçimde yıkanmalıdır. 
* Diyaliz sırasında maske takılmalıdır. Eğer maske takılmazsa mikroplar peritonit veya kateter çıkış yerinde enfeksiyona neden olabilir. 
* Torba bağlantısı en kısa sürede yapılmalıdır. 

Diyaliz Sırasında Kişisel Temizliğe (Hijyene) Dikkat Edilmelidir: 


* Vücut temizliğine dikkat edilmelidir. 
* Banyo duş şeklinde yapılmalıdır. 
* İç çamaşırlar her gün değiştirilmelidir. 
* Kateter pansumanı her gün öğretilen şekilde ve dikkatle yapılmalıdır. 
* Ağız sağlığını korumak açısından dişler düzenli biçimde fırçalanmalıdır. 
* Tırnaklar kısa ve temiz tutulmalıdır. 


KONTAMİNASYON (Kirlenme) NEDİR?

Diyaliz sıvısı, transfer set ya da bağlantı ucunun, herhangi bir yere temas ettirilerek, hastalık yapan mikroplarla bulaşmasına kontaminasyon (kirlenme) denir. 

Kontaminasyon Hangi Yollarla Oluşur? Transfer set ile torba bağlantısının dikkatli yapılmaması sonucu kirlenme oluşabilir. 
* Hava Yolu: Diyaliz işlemi sırasında odada havada bulunan ve göremediğimiz mikroplar periton diyalizi sırasında transfer set ve torbanın bağlantı ucunun kirlenmesine neden olabilir.  

* Solunum Yolu: Solunum esnasında ağız ve burunda bulunan mikroplar diyaliz bağlantısı yaparken açık uçların kirlenmesine neden olabilir. Aynı mikroplar öksürme ile havaya da karışır.


* Kirli eller
* Kötü Kateter Çıkış Yeri Pansumanı 
* Transfer set ve titanyum adaptör bağlantısının ayrılmasıyla 
* Yırtık delik diyaliz torbalarının kullanılmasıyla kontaminasyon oluşur. 


DEZENFEKSİYON NEDİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?

* Dezenfeksiyon cansız yüzeylerde hastalık yapan mikropların bir kısmının ya da hepsinin öldürülmesidir. Masa, sehpa, yer zemini, mavi torba klempi gibi eşyalar cansız yüzeylere örnek olarak gösterilebilir. 
* Diyaliz yapılan oda ve zemini, masa, sehpa, lavabo çamaşır suyu ile temizlenerek kolayca dezenfekte edilebilir, 
* Bunların dışında Periton Diyaliz hemşiresinin önereceği dezenfeksiyon yöntemleri de kullanılır. 

Çevre Dezenfeksiyonu:


* Diyaliz yapılan masa: Masa üzeri uygun şekilde temizlenmelidir.Bir kez silinen yerden bir daha geçilmemelidir. 
* Diyaliz odası, lavabo ve musluklar: Bir kova suya (10-151t) bir çay bardağı çamaşır suyu eklenerek silinmeli ve durulanmalıdır. Diyaliz yapılan oda her gün temizlenmelidir. 
* Diyaliz solüsyonu boşaltılan tuvalet temizliğinde: Bu yüzeylere saf çamaşır suyu dökülüp on dakika bekletilmeli. Bol suyla durulanmalıdır. 
* Genel olarak ev temizliğinde: Bir kova suya bir çay bardağı çamaşır suyu eklenip haftada iki kez bütün yüzeyler silinmelidir. Ayrıca piyasada bulunan temizlik ürünleri de bu amaçla kullanılabilir. 


STERİLİZASYON NEDİR? NEDEN ÖNEMLİDİR?

* Sterilizasyon; hastalık yapan mikropların tamamen öldürülmesidir. Karın içine verilen diyaliz sıvısı, bu sıvının karın içine verilmesini sağlayan torba ve setlerin iç yüzeyi tamamen mikropsuzdur (sterildir). 
* Diyaliz sırasında kullanılan mini kapak steril malzemelerden birisidir. 
* Pansuman için kullandığımız gazlı bezler steril olmalıdır. Enjektörler de steril olması gereken malzemelerdendir. 
* Torba değişimi esnasında uygun teknikle bu steril ortam bozulmadan bağlantı sağlanmalıdır. 


EL YIKAMANIN ÖNEMİ

* Periton diyalizi uygulayan hastalarda ellerin temizliği oldukça önemlidir. 
* Günlük yaşamda kirli ya da temiz, bir çok iş için ellerimizi kullanırız. 
* Bu nedenle ellerimiz en çok kirlenen ve hastalık nedeni olan mikroplan taşıyan organlarımızdır. 
* Ellerimizin kirli olduğunu gözlerimizle görebiliriz, fakat mikropları göremeyiz. Göremediğimiz bu mikroplar periton diyalizi yaparken karın içine ulaşarak peritonite neden olabilir. Ellerinizde oluşan kirleri su ve sabunla kolayca temizleyebilirsiniz. 
* Yıkayarak temizlediğimiz ellerimizin üzerindeki mikropları yok edemeyiz fakat çok büyük bir kısmını ellerimizden uzaklaştırırız.